Tek asıldan, bin bir masalsı misâl
Bir Kök, Bin Dal
NİYETİMİZ
Temiz kalp tertemiz toprak gibidir,
sözler ise tohum
İnsan hayata gözlerini ilk kez açtığında, madde ile ilk kez karşılaştığında önce onunla tanışır sonra; bu nedir, ben kimim? soruları istemsizce ve sessizce beliriverir. Bu sorular tanışmayı tanımlamaya evriltir, bulduğu ilk cevaplar zihinde köklenir; ömür boyu dal verir, çiçek açar.
Bir Kök Bin Dal, o ilk cevapların şefkatle ve sadelikle verebilme niyeti taşır.
Burada her şarkı, her anlatı; varlığa çocuksu saflıkla bakabilenlere biraz daha dikkatle, biraz daha sevgiyle bakmasına eşlik etmeyi amaçlar. Tabiat, gökyüzü, su, ses, zaman ve insan, bir masalın sıcaklığıyla anlatılır. Tıpkı tabiat'ın insana kendini anlatırken verdiği misaller gibi.
Kökler dallardan derindir
Ağaç, kendine hayat veren suyla köklerde buluşur.
Ezelden beri o su köklerden yükselir ışıkla buluşmaya,
Göz dallardaki renge, yapraktaki sese dalsa da;
sözün de, insanın da asıl sırrı o görünmeyen yerde saklıdır.
Bu Ağacın Dalları
Her dal ayrı bir ses, ayrı bir anlatım; ama hepsi aynı köke bağlı. İnsan da öyle değil mi? Dünyanın her yerinde hissediş aynı olsa da ifadesi farklı lisanlarla ve davranışlarla sergilenmiyor mu?
.png)
Lisan ve Kök
Lisan, varlığın kendini anlatma yöntemi ve
ilk köküdür
Lisan, yalnızca kelimelerle kurulan bir ifade alanı olmanın ötesinde; var olan her şeyin, kendi hakikatini kendi oluş biçimiyle dile getirişidir.
Toprağın lisanı diriltmekle, suyun lisanı akmakta, ateşin lisanı yakmakta ve güneşin lisanı aydınlatmaktadır. Bir elma ağacı sözle “ben elma ağacıyım” demez; fakat köküyle, dalıyla, çiçeğiyle ve vakti gelince verdiği meyveyle kendi varlığını ifşa eder. Bu yüzden lisan, her zaman varlığın dışarıya söz ile seslenmesinin ötesinde; O şeyin kendi iç hakikatini hâl, işleyiş ve eser üzerinden görünür kılmasıdır. İnsan için de söz, bu lisanın yalnızca ufak bir parçasıdır; asıl ifade, davranışta, niyette, istikamette ve ortaya konulan eserde belirir. Çünkü var olan her şey, eninde sonunda ne ise onu söyler.
Bizim kullandığımız lisanın kökleri ise; binlerce yıllık ninnilerden, anlatılardan, varlığın düzenindeki işaretlerden. Günümüze kadar, yabancılaştırmadan, sade bir dil ile o hakikati bize anlatmaya çalışan Türkçemiz olmuş, biz de anlayabildiğimizi bu dil ile anlatmaya çalıştık.
.png)
